Nemrud İbrahim peygamberin ateşte yakılması emrini verdikten sonra meydan yere odunlardan büyük bir yığın yapılmış. Odunları tutuşturmuşlar sonra. Alevler o kadar yükselmiş ki bulutların tutuşacağını sanmış çocuklar. Korkmuş kaçmış bütün hayvanlar. İbrahim peygamberi mancınıkla ateşin tam orta yerine atacaklarmış askerler. Atacaklarmış ki Nemrudun bir kral olduğunu anlasın, görsün; bir daha ona karşı gelmesin İbrahim peygamber.
Bu sırada bir karınca ağzında bir damla su ile koşa koşa gidiyormuş. Hem de boyu göklere varan cehennemi ateşe doğru. Başka bir karınca onun bu telaşını görüp sormuş hemen yanına yanasip: Bu acelen niye? Nereye böyle? Ağzında bir damla su taşıyan karinca o bir damlayı ellerinin arasına alıp, Duymadın mı demiş. Nemrud, İbrahim peygamberi ateşte yakacakmış. İşte ateşin olduğu yere su götürüyorum Bu sözleri duyan karınca kendini tutamayarak ulu orta kahkahalarla gülmeye başlamış. Sen şu atese dönüp hiç bakmadınmı? diye sormus. Ne kadar büyük. Senin bir damla suyun ona ne yapabilir ki? Su taşıyan karınca, olsun demiş. hiç OLMAZSA HANGİ SAFTA OLDUĞUM ANLAŞILIR.
Subliminal nedir?
Bilinçaltını fark ettirmeden etkileme yöntemi ve bilimselliği kanıtlanmış. Gözümüzle göremediğimiz, kulağımızla duyamadığımız fakat beynimizle alğılayabildiğimiz mesajlarla karşı kayşıya kalma durumu. Resimde gördüğünüz siyah beyaz bulanık lekelere dikatli bakarsanız bir şeyler yazdığını görebilirsiniz. (Hem bulanık tarafta hemde diğer kara kare olan tarafta)
Göz gördüğüne inanır diye bir söz vardır. Bu söz her zaman için geçerlimi acaba?
Çünkü gözümüz gördüğü birçok bilgiyi beyne gönderir. Bizim bir anlık bile gördüğümüz her türlü bilgi bir yerlerde daha sonra karşımıza çıkabileceğini hiç düşündünüz mü?.
BİLİNCİ ÇALINAN TOPLUMLAR
Her ne kadar ülkemizde bilinmese de yabancı ülkelerde Subliminal mesaj kavramı birçok kişi tarafından bilinir. Subliminal mesajı kısaca kişinin bilinçaltına gönderilen gizli mesaj olarak tanımlayabiliriz.
Kişinin bilinçaltına subliminal mesaj göndermenin bir çok yolu var. Bunları sesli, görsel ve yazı olarak aktarabiliriz. Bunlardan en çok kullanılanı dijital ses dosyalarına gömülen mesajlardır. Üzerinde oynanabilirliği ve işlenilmesi ve yayılması daha kolay olduğundan MP3 dosyaları gizli mesaj için biçilmiş kaftandır diyebiliriz. İnsan kulağı belirli frekans aralıklarındaki sesleri duyabilir.
Ama çeşitli hayvanlar köpekler ve atlar örneğinde olduğu gibi bu sesler verilerek hayvanları çılgına çevirmek mümkün. Eğer siz bir müzik parçasını rahatça duyabiliyorsanız bu sizin duyabileceğiniz frekans aralığında olduğunu gösterir. İnsan beynini algısı ise daha düşük ya da daha yüksek frekansları algılayabilecek kapasitededir. Subliminal mesaj içeren bir MP3`ü kulağınızla dinlersiniz, ancak içindeki gizli mesajı beyniniz dinler. Bu esnada kulağınız hiçbir şey duymaz. Bu tür mesajlarında daha çok heavy metal müziklerde verildiği iddia edilmekte.
Yine bu iddiaya göre de bu müziklerde satan (şeytan) kavramı çokça işleniyormuş. Subliminal mesaj göndermenin bir yolu da görüntülü mesajlaşmadır. Siz ekrana bakarken gözünüzün yalnızca göz kırpma hızında bir görüntü ekrana gelip kaybolur. Gözünüz hiçbir şey görmez ancak bilinçaltınız bu mesajı çoktan almıştır. Bir dönem sinemalarda bir kola firmasının ambleminin anlık olarak gelip kaybolduğunu savunan kişiler bazı iddialar ortaya attılar. Daha sonradan bu şirketin subliminal mesaj tekniği ile reklam yaptığı ortaya çıktı. Buda gizli reklam olarak çok defa kullanılmıştır.

GERÇEK GÖRMEDİKLERİMİZ Mİ?
Konunun uzmanlarına göre şu an Türkiye`de Kızılötesi ışınlar ve düşük frekanslı reklamlarla tüketiciye gizli propaganda yapılıyor. Bunu özellikle büyük markalar ticari kaygılar ile yapıyorlar. Büyük marketlerde insanlara alışveriş yapma isteği empoze edilmesinden tutunda terörist gösterilmek istenen kişiyi terörist olarak algılanmasına kadar tam bir yönlendirme yapmak mümkün bu teknoloji ile. Subliminal teknik anlamı ile insanın bilinç altını etkileyen, insanın duyu organlarının algısı dışında olan sesler ve görüntülerdir. 1964`te İngiltere, 1974`te ABD olmak üzere dünyadaki 55 ülke insanlarını bu tekniklere karşı korumaya almıştır. O zaman ortaya ciddi bir sorun çıkıyor.
Subliminal teknikle insanlar etkileniyorsa, o zaman insanların doğal olarak kanun yapıcılar tarafından korunması gerekiyor. Subliminal mesajlar bir film seansında saliselik görüntüler halinde verilebildiği gibi afişlere de gizlenebiliyor. Ayrıca müzik de etkili bir araç. Hızlı müziğin insanları alışverişe yönlendirdiği söyleniyor. Hatta psikologların yaptığı bir deneyde çalan müziğin milliyetinin alışverişinde ülke tercihini değiştirebildiği tespit edilmiş durumda.siyasi arana da ise bu teknoloji çok fazlası ile kullanılıyor. Bu teknoloji ile bir siyasi parti rakip partiyi halkın gözünde kötü gösterebiliyor.
REKLAMCILIKDA ÇOK KULLANILINIYOR
Subliminal teknolojisi deyince akla ilk gelen reklamcılık sektörü oluyor. Elli beş ülkede yasaklandığını bildiğimiz bu teknoloji zihne onun izni olmadan ne düşüneceğini, nasıl bir karar vermesi gerektiğini öğretiyor. Bir çeşit hipnoz diyebiliriz belki bu teknolojiye. Mesela siz sinemada bir film seyrediyorsunuz ve filmin arasında birden canınız kola içmek istiyor. Bunu sizin o beylik keyfinizin karar verdiğini sanıyorsunuz ama olay o kadar masum değil ne yazık ki. Filmin ilk yarısında sizin beyninize filmi seyrederken gönderilen mesajlardan ötürü canınız buz gibi kolayı içmek istiyor.
Size gidip kola içmenizi söyleyen bir hayalet var ortada yani. Sanırım bu teknolojiyi yani bilinci yönlendirmeyi konu alan filmler de - hem de Hollywood filmleri- olmuştur. Bunlardan biri de hem Amerika`nın simgesi olmuş hem de Amerika`yla dalga geçen Simsons isimli çizgi filmin bir bölümüydü. Çizgi filmin bahsettiğimiz bölümünde insanlar çok popüler olan bir şarkıyı dinliyorlar ve ardından da askere yazılıyorlardı. Şarkı televizyon kanallarında radyolarda sürekli çalıyordu. Ve dinlerken kişinin bilinçli bir şekilde algılamadığı ama zihnin idrak ettiği savaş fikri dinlenen kulaklarca benimseniyordu.
ÇOCUKLARDA HEDEF
Subliminal teknolojisi maalesef çizgi filmlerde, şarkılarda, reklam panolarında, filmlerde yasal olmayan bir şekilde kullanılıyor. Çocuklara sevgiyi kardeşliği öğütleyen masum - zannettiğimiz- çizgi filmlerin arasına pornografik resimler, şiddet unsuru içeren görüntüler bu teknolojiyle saklanıyor. Çocuğunuz fark etmeden o görüntüleri beynine konuk ediyor ve kişiliğinin oluştuğu o en önemli yaş dilimde (sıfır yedi yaş arası) bu görüntüler içeride hapis oluyor Artık sizi siz olun her gördüğünüz ve duyduğunuza çok dikkat edin. internette oyun oynarken keyıflı keyıflı gazete okurken herseyı zıhnınızın kopyalayıp karakterınızı olusturdugunu ve bu karakterınızın fıkırlerınızın aslında bır kurguya baglı oldugunu dusunmek urkutucu degıl mı??
Algoritma,herhangi bir sorunun çözümü için izlenecek yol anlamına gelmektedir. Çözüm için yapılması gereken işlemler hiçbir alternatif yoruma izin vermeksizin sözel olarak ifade edilir. Diğer bir deyişle algoritma verilerin bilgisayara hangi çevre biriminden girileceğinin,problemin nasıl çözüleceğinin,hangi basamaklardan geçirilerek sonuç alınacağının,sonucun nasıl ve nereye yazılacağının sözel olarak ifade edilmesi biçiminde tanımlanabilir.
Algoritma hazırlanırken,çözüm için yapılması gerekli işlemler,öncelik sıraları gözönünde bulundurularak ayrıntılı bir biçimde tanımlanmalıdırlar.Aşağıda algoritma hazırlanmasına ilişkin örnekler yer almaktadır. Herhangi bir sorunun çözümü için izlenmesi gerekli olan aritmetik ve mantıksal adımların söz veya yazı ile anlatıldığı algoritmanın,görsel olarak simge ya da sembollerle ifade edilmiş şekline akış şemaları veya FLOWCHART adı verilir.
Akış şemalarının algoritmadan farkı,adımların simgeler şeklinde kutular içine yazılmış olması ve adımlar arasındaki ilişkilerin ve yönünün oklar ile gösterilmesidir. Programın saklanacak esas belgeleri olan akış şemalarının hazırlanmasına,sorun çözümlenmesi sürecinin daha kolay anlaşılır biçime getirilmesi, iş akışının kontrol edilmesi ve programın kodlanmasının kolaylaştırılması gibi nedenlerle başvurulur.
Uygulamada çoğunlukla, yazılacak programlar için önce programın ana adımlarını(bölümlerini) gösteren genel bir bakış akış şeması hazırlanır.Daha sonra her adım için ayrıntılı akış şemalarının çizimi yapılır.
MADDE 1524
(1) Her sermaye şirketi, bir internet sitesi açmak, şirketin internet sitesi zaten mevcutsa bu sitenin belli bir bölümünü aşağıdaki hususların yayımlanmasına özgülemek zorundadır. Yayımlanacak içeriklerin başlıcaları şunlardır:
a) Şirketçe kanunen yapılması gereken ilanlar.
b) Pay sahipleri ile ortakların menfaatlerini koruyabilmeleri ve haklarını bilinçli kullanabilmeleri için görmelerinin ve bilmelerinin yararlı olduğu belgeler, bilgiler, açıklamalar.
c) Yönetim ve müdürler kurulu tarafından alınan; rüçhan, değiştime, alım, önerilme, değişim oranı, ayrılma karşılığı gibi haklara ilişkin kararlar; bunlarla ilgili bedellerin nasıl belirlendiğini gösteren hesapların dökümü.
d) Değerleme raporları, kurucular beyanı, payların halka arz edilmesine dair taahhütler, bunlara ait teminatlar ve garantiler; iflasın ertelenmesine veya benzeri konulara ilişkin karar metinleri; şirketin kendi paylarını iktisap etmesi hakkındaki genel kurul ve yönetim kurulu kararları, bu işlemlerle ilgili açıklamalar, bilgiler, belgeler.
e) Ticaret şirketlerinin birleşmesi, bölünmesi, tür değiştirmesi hâlinde, ortakların ve menfaat sahiplerinin incelemesine sunulan bilgiler, tablolar, belgeler; sermaye arttırımı, azaltılması dâhil, esas sözleşme değişikliklerine ait belgeler, kararlar; imtiyazlı pay sahipleri genel kurulu kararları, menkul kıymet çıkarılması gibi işlemler dolayısıyla hazırlanan raporlar.
f) Genel kurullara ait olanlar dâhil her türlü çağrılara ait belgeler, raporlar, yönetim kurulu açıklamaları.
g) Şeffaflık ilkesi ve bilgi toplumu açısından açıklanması zorunlu bilgiler.
h) Bilgi alma kapsamında sorulan sorular, bunlara verilen cevaplar, diğer kanunlarda pay sahiplerinin veya ortakların aydınlatılması için öngörülen hususlar.
ı) Finansal tablolar, kanunen açıklanması gerekli ara tablolar, özel amaçlarla çıkarılan bilançolar ve diğer finansal tablolar, pay ve menfaat sahipleri bakımından bilinmesi gerekli finansal raporlamalar, bunların dipnotları ve ekleri.
i) Yönetim kurulunun yıllık raporu, kurumsal yönetim ilkelerine ne ölçüde uyulduğuna ilişkin yıllık değerlendirme açıklaması; yönetim kurulu başkan ve üyeleriyle yöneticilere ödenen her türlü paralar, temsil ve seyahat giderleri, tazminatlar, sigortalar ve benzeri ödemeler.
j) Denetçi, özel denetçi, işlem denetçisi raporları. k) Yetkili kurul ve bakanlıkların konulmasını istedikleri, pay sahiplerini ve sermaye piyasasını ilgilendiren konulara ilişkin bilgiler.
(2) Birinci fıkrada öngörülen yükümlülüklere uyulmaması, ilgili kararların iptal edilmesinin sebebini oluşturur; Kanuna aykırılığın tüm sonuçlarının doğmasına yol açar ve kusuru bulunan yöneticiler ile yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna neden olur. Ceza hükümleri saklıdır.
(3) İnternet sitesinin bilgi toplumu hizmetlerine ayrılmış bölümü herkesin erişimine açıktır. Erişim hakkının kullanılması, ilgili olmak veya menfaati bulunmak gibi kayıtlarla sınırlandırılamayacağı gibi herhangi bir şarta da bağlanamaz. Bu ilkenin ihlali hâlinde herkes engelin kaldırılması davasını açabilir.
(4) İnternet sitesinin bu maddenin amaçlarına özgülenmiş kısmında yayımlanan içeriğin başına tarih ve parantez içinde “yönlendirilmiş mesaj” ibaresi konulur. Bu ibareli mesaj ancak Kanuna ve ikinci fıkrada anılan yönetmeliğe uyulmak suretiyle değiştirilebilir. Özgülenen kısımda yer alan bir mesajın yönlendirildiği karinedir. Sitenin, bir numara altında tescili ve ilgili diğer husular Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından bir yönetmelikle düzenlenir.
(5) Bu Kanun ve ilgili diğer kanunlarda veya idari düzenlemelerde daha uzun bir süre öngörülmedikçe, şirketin internet sitesine konulan bir içerik, üzerinde bulunan tarihten itibaren en az altı ay süreyle internet sitesinde kalır; aksi hâlde konulmamış sayılır. Finansal tablolar için bu süre beş yıldır.
(6) Yönlendirilmiş mesajların basılı şekilleri 82 nci madde uyarınca saklanır. İnternet sitesinde yer alacak bilgiler metin hâline getirilip şirket yönetimi tarafından tarih ve saati gösterilerek noterlikçe onaylı bir deftere sıra numarası altında yazılır veya yapıştırılır. Daha sonra sitede yayımlanan bilgilerde bir değişiklik yapılırsa, değişikliğe ilişkin olarak yukarıdaki işlem tekrarlanır.
Web tasarım sektörünün sevkli ve her sitede farklı heyecanlar uyandırmasından dolayı bu sektöre çok ilgi duyulmaktadır. Bir çok genç arkadaşımız kendilerini web master olarak bu sektörde tanıtarak yer almak istemektedirler. Bu onların en dogal hakkıdır ama işin ehli olmadan çok iddialı bir şekilde kendilerini bu sektörde en üst düzeyde göstererek ve yüksek perdeden konuşarak web sitesi yaptırmak isteyen firmaları ikna etmektedirler, nitekim onlarda kanmaktadırlar.
İşte tüm sorun bu aşamadan sonra başlamaktadır, görüşülenler yapılamamakta, tasarımlar başka yerlerden alınmakta(template) ve en önemlisi hazır yazılımlar kullanılmaktadır, netice olarak büyük hayel kırıklığı.
Benim firmalara tavsiyen hayel kırıklığına uğramamak için verilen vaadlere değil daha önce yapılmış web siteleri referanslarına bakmanızdır, eğer sitenizi yaptıracağınız firmanın referansı yoksa zaten o firma birşey yapmamıştır size ne yapabilirki...
Yapılan bir araştırma, astronotların uzay görevleri esnasında aldıkları ilaçların yeteri kadar etkili olmadığını ortaya çıkarttı. Johnson Uzay Merkezi bilim insanları, yaptıkları incelemeler neticesinde astronotların uzayda aldıkları ilaçların gereken etkiyi göstermediğini tespit ettiler.
Amerikan Farmasötik Araştırmacılar Derneği
in(AAPS) yayınında yer verilen araştırma, ilaç etkisinin azalmasını uzay kapsülündeki radyasyon düzeyine bağlıyor. Çalışma raporunda, uzun süreli uzay görevlerinin ilaç kullanımını bir gereklilik haline getirdiği, radyasyon, aşırı sarsıntı, yer çekimindeki farklılık, yüksek düzeyde karbon dioksit seviyesi ile ısının ilaç etkinliğinin azalmasında önemli roller oynadığı belirtiliyor.
Araştırma kapsamında uzaya gönderilen 35 kutu ilaç, 13 gün ile 28 ay süresince burada tutuldu. Farklı şekillerde saklanmaları da ilaçların etkilerinin azalmasını engelleyemedi
TİB İnternet Daire Başkanı Osman Nihat Şen, birçok internet sitesinin dolandırıcılık amaçlı yayın yaptığına’ işaret ederek, bu sayede fark edilmeden yüklenen yazılımların bilgisayarları adeta ‘köle’ haline getirdiğini vurguladı Sanal alemi mercek altına alan Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı, başta müstehcenlik olmak üzere 60 binden fazla zararlı içeriği internetten çıkardı. TİB Başkanı Fethi Şimşek, çocukların odalarında internet bağlantılı bilgisayarla başbaşa bırakılmamaları uyarısında bulundu.
TİB İnternet Daire Başkanı Osman Nihat Şen de, İnternet Daire Başkanlığının kuruluşunu gerçekleştiren 5651 sayılı Kanunla birlikte internet kullanıcılarının güvenliğine yönelik bir ihbar merkezi kurulduğunu belirterek, yaklaşık 3.5 yıldan bu yana 250 binden fazla ihbar ve şikayet aldıklarını söyledi. Nihat Şen, Türkiye’de ‘iyi niyetli, bilgi vermek maksatlı görünen birçok internet sitesinin dolandırıcılık amaçlı yayın yaptığına’ işaret ederek, bu sitelerin kullanıcılar için en önemli bir tehdit oluşturduğunu söyledi. Kullanıcıların bu siteleri ziyaret ettiğinde çok sayıda istek dışı mesajla karşılaştığını ve bu sayede fark edilmeden yüklenen yazılımların bilgisayarları adeta ‘köle’ haline getirdiğini vurgulayan Şen, aynı yöntemle ele geçirilen yüz binlerce bilgisayarın yasa dışı işlemlerde kullanıldığını bildirdi. Çocuklarının günde 10-15 saatini bilgisayar başında geçirdiği ve ödevlerini ihmal ettiğinden şikayet eden çok sayıda ailenin kendilerinden yardım istediğini anlatan Fethi Şimşek, uyarılarını şu başlıklarla sıraladı:
“Çocuklar odalarında kesinlikle internet bağlantılı bilgisayarla baş başa bırakılmamalı. Anne ve babalar internetin nasıl güvenli kullanılacağını mutlaka öğrenmeli. Aile içinde internetin güvenli kullanımına ilişkin özellikle zaman sınırlamasına yönelik kurallar getirilmeli. Bilgisayarlar çocukların odalarında değil oturma odalarında olmalı. 13 yaşından küçük hiçbir çocuk sosyal paylaşım sitelerini (MSN ve Facebook gibi) kullanmamalı.”
Türkiyede bilim adamlarına verilen değer, bir kez daha gözler önüne serildi. Bu kez yaşanan beyin göçü nedeniyle kazanan Amerika oldu. Adana doğumlu Prof. Dr. Ali Erdemir, 1977de İTÜ Metalürji bölümünden mezun oldu. Askere gittikten sonra iş aramaya başlayan Erdemir, bir milletvekilinden iş istedi. Aldığı yanıt, İngilizce biliyorsan git otellerde çalış. Daha çok para var oldu.
MASTER İÇİN GİTTİ
Cevap karşısında büyük bir hayal kırıklığı yaşan Erdemir, 2 yıl İskenderun Demir-Çelik işletmelerinde mühendis olarak çalıştı. Erdemir daha sonra master ve doktora eğitimi için Amerikaya gitti. Burada Chicago Üniversitesi ve ABD Enerji Bakanlığı a bağlı Argonne Ulusal Laboratuvarı da çalışmaya başladı.
TAM BİR ÖDÜL AVICISI
Yaptığı çalışmalar ve buluşlar sayesinde başarısına başarı katan Prof. Dr. Ali Erdemir, en başarılı bilim adamı ödülüne layık görüldü. Erdemir son buluşu bakırlı Molibden Nitrür adlı malzemeyle, 2009 yılında 4 cü bilim ödülünü aldı. Prof. Dr.Erdemir bini aşkın araştırmacı bilim adamının çalıştığı Argonne Laboratuvarı da, büyük öneme sahip R&D Ödülü ü dört defa kazanan ilk bilim adamı ünvanını da kazandı.
MİLYON DOLARLIK BAĞIŞ
Prof. Dr. Ali Erdemir, buluşlarıyla Triboloji biliminde önemli bir yer edindi. 1998 yılında Discover ödülüne layık görülen, ayrıca milyonlarca dolarlık araştırma bağışları kazanan Prof. Erdemire 1986da ise American National Health ödülü verildi. Prof.Dr. Erdemir geliştirdiği ve birçok sahada kullanılan buluşları ile, tam 6 patent hakkı da kazandı.
Kart ve kimlik koruma ürünleri ile 16 ülkede faaliyet gösteren İngiltere merkezli CPP, online alışveriş sitesi eBaydan 35 ikinci el cep telefonu ve 50 sim kart satın alarak inceleme yaptı.
Araştırmada bunlardan yüzde 54ünün, cihaz içinde çeşitli şifreler, telefon numaraları, kart ve kimlik bilgileri, Facebook, Twitter gibi sitelere giriş hesap detayları gibi kişisel bilgilerini silmeyi unuttukları görüldü.
Türk tipi yoğurt tartışmasına katılan A.Ü. Veteriner Fakültesi Gıda Hijyeni ve Teknolojisi Bölümü Başkanı Prof. Dr. İrfan Erol, piyasada satılan yoğurdun Türk tipi olmadığını söyledi. Erol, bu tartışmanın da “tamamen ticari ve spekülatif” olduğunu belirtti.
ANKARA Üniversitesi Veteriner Fakültesi Gıda Hijyeni ve Teknolojisi Bölümü Başkanı Prof. Dr. İrfan Erol, “Türk tipi yoğurt” tartışmasının “tamamen ticari ve spekülatif” olduğunu belirterek, sanayide üretilen yoğurdu gerçek anlamda “Türk tipi” yoğurt olarak nitelendirmenin mümkün olmadığını söyledi. Türk yoğurdunun iki önemli özelliği olduğuna, bunlardan birinin “kıvamı”, diğerinin de asitliğinin yüksek olması yani hafif ekşi olması olduğuna işaret eden işaret eden Prof. Dr. Erol, “Bir de öteden beri Türk yoğurdu yapımında koyun, keçi sütü de kullanılırdı. Ama artık koyun sütü sanayide kullanmak için yeterli değil ve pahalı. Dolayısıyla sanayi tipi yoğurt tamamen inek sütünden yapılıyor. Yoğurt yapımında kullanılan starter kültürler de yurtdışından geliyor. Bu faktörler dikkate alındığında sanayi tipi yoğurdu Türk tipi yoğurt olarak tanımlamak güç. Zira, süt inek sütü, kültürler yurtdışından geliyor. Tebliğdeki değişiklik, ahlaki olmayan yönlere çekildi” dedi.
Piyasadaki Türk tipi değil
Piyasada satılan yoğurdun Türk tipi olmadığını, sadece “kıvamı artırılmış ve asidik olmayan lezzete sahip yoğurt” olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Erol, “Türk tipi yoğurt üretmek istiyorsanız, biraz koyun sütü, keçi sütü de katacaksınız. Asidik lezzeti vermek için de bize özgü kültürlerinin geliştirilmesi ve kullanılması lazım” diye konuştu. Erol, şu bilgiyi verdi: “Üretilecek bize özgü starter kültürler sayesinde Türk tipi yoğurda özgü aroma kazandırılabilir. Türkiye’de değişik zamanlarda bu tür starter kültürlerin üretimi için çalışmalar yapıldı ama maalesef bu çalışmalar ticari anlamda sonuçlanmadı. Bu nedenle endüstrinin büyük bölümü dışardan ticari starter kültür almaya mahkum. Bu kültürler de bugünkü yoğurt lezzetini veriyor. Bu nesil de bu lezzete alıştı. Sütün suyunu daha fazla uçuruyoruz, biraz daha kıvamını artırıyoruz, buna da Türk tipi yoğurt diyoruz.”
Birileri daha çok kar etme peşinde
TÜRKİYE’de hayvansal ürünlerinden, sütün, etin çok pahalı olduğunu ifade eden Prof. Dr. Erol, “Aslına bakarsanız Türkiye’de süt ürünleri de et ürünleri de çok pahalı, ucuz diye sattıkları da çok pahalı. Üreticinin 50-60 kuruştan süt sattığı bir ülkede, ambalajlı sütün, yoğurdun ve süt ürünlerinin fiyatı çok yüksek. Sektördeki en büyük sorun, ağırlıklı olarak ekonomik... Bazı kesimler, daha çok kar etmenin peşinde” dedi